Askerler, saldırılarını gerçekleştirmek için Filistinlilerin arkasına saklandıklarını, bu şekilde Hamas’a ait hedeflere yönelik saldırılar düzenlediklerini ifade etti. Ayrıca, bazı durumlarda silah zoruyla evlerinden aldıkları sivilleri, bubi tuzaklarıyla dolu tünellere sürmekte bir sakınca görmediklerini belirttiler.

Bu itiraflar, Gazze’de yaşanan sivillerin ölümü ve bu durumun hukuki ve etik boyutları üzerine derin tartışmalara yol açtı. İnsan hakları örgütleri ve uluslararası toplum, bu tür uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgularken, sivillerin bu tür çatışmalarda korunması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu itiraflar, savaşın yıkıcı yüzünü bir kez daha gözler önüne sererken, bölgedeki sivillerin durumunu daha da zorlaştırıyor. İsrail'in askeri stratejileri ve uygulamaları, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yoğun eleştirilere maruz kalmaya devam ediyor. Gazze'deki çatışmaların daha fazla can kaybına yol açmadan durdurulması, uluslararası toplumun en önemli önceliklerinden biri haline geldi.

İsrail askerlerinin Gazze'deki operasyonlar sırasında Filistinli esirleri canlı kalkan olarak kullandıklarını itiraf ettikleri bildiriliyor. Bu durum, operasyonlar sırasında askeri güvenlik önlemleri açısından endişe verici bir durum olarak değerlendiriliyor. Askerler, Hamas'a yönelik saldırılar sırasında, önlerine aldıkları Filistinlileri arkasında gizlenerek kullanmanın yanı sıra, bubi tuzakları bulunan tünellere gönderdiklerini aktarıyor.

Askerlerin İtirafı: Canlı Kalkan Olarak Kullandık

Askerler arasında bu uygulamaya karşı çıkanların olduğu, ancak komutanların "Filistinlilerin hayatının değersiz" olduğu yönündeki açıklamalarının, askeri etik ve uluslararası hukukun ihlali olarak yorumlandığı belirtiliyor. Bazı Filistinli tanıklar, askerlerin evlerine gelerek kendilerini esir aldığını ve kelepçelendikten sonra canlı kalkan olarak kullandıklarını ifade ediyor.

Geçmişte de benzer bir uygulama, 2000'li yıllarda İsrail ordusu tarafından Gazze ve Batı Şeria'da uygulanmış, "Komşu Prosedürü" olarak adlandırılan bu taktik, daha sonra İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından yasaklanmıştı. Son dönemde, İsrail askerlerinin askeri araçlarının kaportasına bir Filistinliyi bağladığı görüntüler de büyük tepki toplamıştı. Hukuk uzmanları, bu tür uygulamaların savaş suçu kapsamına girdiğini, geçmişte benzer yöntemlerin Vietnam Savaşı sırasında ABD askerleri tarafından da kullanıldığını vurguluyor.

Gazze’nin Kuzeyinde Açlık Planı

Öte yandan, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun Gazze'nin kuzeyine yönelik bir açlık planı üzerinde çalıştığı iddia ediliyor. Emekli generaller tarafından sunulan plana göre, bölgeye insani yardımın tamamen kesilmesi ve bu süreçte açlık ve ölümle yüzleşmesi beklenen bir strateji oluşturulmuş. Plan kapsamında sivillere bölgeyi terk etmeleri için üç hafta süre verilmesi öngörülüyor. Bu süre içinde bölgeyi terk etmeyenlerin ise savaşçı olarak sınıflandırılacağı ifade ediliyor.
Associated Press'in ulaştığı belgelere göre, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki askeri varlığını sürdürmesi ve Hamas dışında yeni bir yönetimin kurulması hedefleniyor. Ancak, "Generallerin Planı" olarak adlandırılan bu stratejinin uygulanıp uygulanmayacağına dair henüz bir karar alınmadığı, İsrail ordusunun da plan hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmadığını iddia ettiği bildiriliyor. Bu gelişmeler, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırırken, insan hakları savunucuları ve hukukçular, bu tür uygulamaların uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor.
ABONE OL
YORUM YAP