Bu hedeflerle Türkiye, enerjide daha sürdürülebilir kaynaklara yönelirken karbon emisyonlarını azaltmayı ve çevresel etkilerini minimize etmeyi amaçlıyor. Bakan Kurum’un konuşmasında, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltarak yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına geçişin öncelikli olduğuna vurgu yapılırken, bu dönüşümün ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sağlayacağı belirtildi. Kurum, "Enerji alanında yenilenebilir kaynakların artırılması, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve iklim değişikliğine uyum hedeflerimizle uyumlu olarak, nükleer enerjiyi de stratejik bir bileşen olarak değerlendirmekteyiz" ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Türkiye'nin iklim yol haritasında yer alan bu dönüşüm hedefleri, yalnızca ulusal düzeyde değil, küresel çevre sorunlarına çözüm sağlama çabası olarak da değerlendiriliyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’na olan bağlılığı vurgulanarak, sera gazı emisyonlarını azaltma, temiz enerji teknolojilerine yatırım yapma ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uluslararası iş birliğine katkı sağlama konularına öncelik verileceği ifade edildi.

Bakan Kurum’un açıklamalarında, enerji üretiminde dönüşüm hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir enerji projelerinin destekleneceği, yerli ve milli teknolojilerin kullanımının teşvik edileceği, aynı zamanda enerji verimliliğini artırmak için yeni düzenlemelerin yapılacağı da kaydedildi. Bu kapsamda, rüzgar, güneş, hidroelektrik ve biyokütle gibi kaynaklardan enerji üretimi teşvik edilerek, enerji üretiminde çeşitliliğin artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor.

Bakan Kurum'un COP29'da açıkladığı Türkiye'nin iklim yol haritası, sadece enerji sektöründe değil, şehircilikten tarıma, su yönetiminden sanayiye kadar geniş bir alanda kapsamlı önlemler alınarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasını amaçlıyor. Bu strateji, Türkiye'nin çevresel ve iklimsel zorluklarla mücadele konusundaki kararlılığını ortaya koyarken, iklim krizine yönelik küresel çabalara da önemli bir katkı sağlamayı hedefliyor.

BM İklim Değişikliği 29. Taraflar Konferansı (COP29) kapsamında Bakü Olimpiyat Stadyumu'nda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin kapsamlı iklim yol haritasını ve iklim eylemlerine dair hedeflerini kamuoyuna sundu. Bu yılki COP toplantısının, küresel ölçekte somut adımların atılmasının beklendiği en kritik toplantılardan biri olduğuna vurgu yapan Kurum, Türkiye olarak bu toplantıda özellikle iklim finansmanına erişim konusunun öncelikli gündem maddelerinden biri olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Bakan Kurum, iklim finansmanının sürdürülebilir şekilde sağlanmasının, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmasına ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamasına büyük katkı sağlayacağını vurguladı. Türkiye’nin COP29'u, iklim finansmanı konusunda bir dönüm noktası olarak gördüğünü belirten Kurum, finansmana erişimin adil bir dünya için zorunlu olduğunu dile getirdi.
İklim Değişikliği Gerçekleri: Afetlerin ve Ekonomik Kayıpların Boyutu
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) verilerine dayanarak son 50 yılda yaşanan hava, iklim ve su kaynaklı 11 binden fazla afette, 2 milyonun üzerinde insanın hayatını kaybettiğini ve dünya genelinde 4,5 trilyon dolarlık ekonomik kayıp meydana geldiğini ifade eden Bakan Kurum, Türkiye’nin bu küresel gerçeklere hiçbir zaman sessiz kalmadığını belirtti. Türkiye’nin tüm kurumlarıyla birlikte iklim krizine karşı mücadelesini insanlık ve dünya için kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu 2053 Net Sıfır Emisyon hedefinin, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığının simgesi olduğunu vurgulayan Kurum, Türkiye’nin uzun vadeli iklim stratejisi doğrultusunda, şeffaf ve katılımcı bir süreçle oluşturulan bir yol haritası hazırladıklarını söyledi. Bu yol haritasının kamu, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla şekillendiğini belirtti. 18 sektör için belirlenen 89 stratejinin 3 temel sütuna dayandığını, bu sütunların “azaltım, uyum ve yatay kesen konular” olarak belirlendiğini açıkladı.
Kurum, Türkiye’nin enerji sektöründeki hedeflerinin, sera gazı emisyonlarının en büyük kaynağının bu sektörden gelmesi nedeniyle iddialı bir düzeye çekildiğini açıkladı. Türkiye’nin toplam kurulu güç içerisindeki yenilenebilir enerji payını yüzde 59’a çıkardığını ve Avrupa’da 5'inci, dünya genelinde 11'inci sırada yer aldığını vurguladı. Gelecekte birincil enerjide yenilenebilir enerjinin payını yüzde 50’ye, nükleer enerjinin payını ise yüzde 30’a çıkararak ülke genelinde kullanılan enerjinin yaklaşık yüzde 80’ini karbonsuz hale getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Sanayi ve Ulaştırma Sektöründe Hedefler
Sanayi sektöründe de emisyon azaltım hedefleri belirleyen Türkiye, 2053 yılına kadar çimento sektöründe yüzde 93, demir-çelikte yüzde 99 ve alüminyumda yüzde 75 oranında emisyon azaltımı hedefliyor. Ayrıca binalarda 2053 yılına kadar emisyonları sıfıra yaklaştırarak toplamda 2 milyar ton karbondioksit eşdeğeri emisyon salınımını engellemeyi planlıyor.
Ulaştırma sektöründe ise, 2053 yılına kadar 7 bin kilometre hızlı tren hattı inşa ederek demir yollarının lojistikteki payını yüzde 22'ye çıkarmayı ve 2035 yılına kadar elektrikli araç sayısını 4,2 milyona ulaştırarak yerlilik oranını yüzde 75’e çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.
Sıfır Atık Politikası ve Tarımda Sürdürülebilirlik
Türkiye’nin sıfır atık prensibini benimseyerek atık yönetiminde de önemli adımlar attığını belirten Kurum, geri kazanım oranını yüzde 70’e çıkaracaklarını ve 2025 yılına kadar ülke genelinde depozito yönetim sistemini uygulamaya geçireceklerini ifade etti. Tarım sektöründe, toprakların yüzde 10’unda organik tarım yaparak biyogaz tesislerini yaygınlaştıracaklarını ve biyolojik çeşitliliği koruyacaklarını belirtti.
Türkiye'nin COP31 Başkanlığına Adaylığı
İklim değişikliğinin en kırılgan bölgelere sahip Akdeniz, Asya-Pasifik ve Afrika’nın 6 milyardan fazla insana ev sahipliği yaptığını ifade eden Kurum, Türkiye’nin Akdeniz İklim Havzası'nda yer aldığını ve bu bölgenin iklim değişikliğinden en çok etkilenen yerlerden biri olduğunu söyledi. COP31 başkanlığına aday olduklarını ve bu adaylıkla küresel mücadeleye en yüksek katkıyı sunmayı amaçladıklarını dile getirdi. Türkiye’nin bu başkanlık döneminde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında iklim eylemini destekleyen bir köprü olmayı ve kırılgan bölgelerin direncini artırmayı hedeflediğini söyledi.
Yeşil Dönüşüm İçin Yeni Yasal Düzenlemeler
Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede Türkiye'nin bu yıl içerisinde bir iklim kanunu çıkararak yeşil dönüşümü hızlandıracağını ifade etti. Avrupa Birliği’nin 2026’da yürürlüğe koyacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına karşı Türkiye’nin de karbon fiyatlandırma ve emisyon ticaret sistemlerini hayata geçireceğini belirtti. Ayrıca 2025 yılına kadar ulusal yeşil taksonomi yönetmeliğini çıkaracaklarını ve yeşil yatırımlar için finansman mekanizmalarını geliştireceklerini açıkladı.
Türkiye'nin COP31 başkanlığında, kapsayıcı ve şeffaf bir yaklaşım sergileyeceğini, özellikle iklim adaletine uygun bir teknoloji ve finans akışını destekleyeceğini belirten Kurum, iklim direncine sahip kent modellerinin geliştirilmesine yönelik adımlar atacaklarını ve bu noktada tüm dost ülkelerden destek beklediklerini dile getirdi.
Türkiye’nin İklim Finansmanına Erişimi
Türkiye’nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Ek-1 listesinde yer almasına rağmen, gelişmekte olan bir ülke olarak bu listede olmaması gerektiğini belirten Kurum, Türkiye’nin iklim finansmanına erişimini artırma noktasında alınacak kararların önemini vurguladı. Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkmayı ve emisyonsuz enerji tesislerini hayata geçirmeyi planladığını belirten Kurum, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki işbirliğini daha da güçlendireceklerini ifade etti.
ABONE OL
YORUM YAP